İstanbul Sözleşmesi, bekle bizi!

3/5/2018 Vatan

8 Mart haftasındayız. Sadece kadınlar için değil, sözü engellenen, ertelenen, dinlenmeyen, yok sayılan, umursanmayan, mış gibi yapılan hemen her canlı için daha iyi bir dünya dileyerek söze başlayalım.

2012 yılında ilk olarak Türkiye tarafından imzalanan bir sözleşme var: İstanbul Sözleşmesi. Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi kısaca böyle anılıyor. 1 Ağustos 2014’ten beri yürürlükte. Bunun denetim organı ise GREVIO (Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu). Bu grup, ilk denetleme sürecine 2016’da başladı ve taraf ülkelerden kadına yönelik şiddetle mücadele alanındaki önlemlerini paylaşmasını istedi. Türkiye Hükümeti de bir rapor yazdı ve kadına yönelik şiddeti önlemek üzere aldığı önlemleri Komite ile paylaştı.

Yalnız iş burada bitmiyor! Zira, GREVIO Komitesi, bir devleti devlet yapanın, devletin ahkam politikaları, ben yaptım oldu mantığı değil, sivil toplum örgütleri katılımıyla var olan bir bütünlük olduğuna inandığından, bu örgütlerin de sürece katılımını istiyor. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin değerlendirmesinde 8 kadın ve LGBTİ+ örgütünün (Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği, Eşitlik İzleme Kadın Grubu, Engelli Kadın Derneği, Kaos GL Derneği, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği) Gölge Raporu da dikkate alınacak.

Peki bu ‘Gölge Rapor’da ne var?

Rapor’da, ilk etapta, tahmin edebileceğiniz gibi, kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair politika ve uygulamalar konusundaki durum ele alınıyor. Ele alınmakla kalmıyor, bu durumu iyileştirmeye yönelik acil öneriler de paylaşılıyor. Gölge Rapor’daki en temel mesaj ise şu: Mevcut hizmetler kadına yönelik şiddeti önlemekte yetersiz!

Rapor’da bu yetersizliğin nedenleri tek tek ifade ediliyor. Sivil toplum örgütlerinin bu konudaki tespitlerine yer veriliyor ve Sözleşme’nin bütününün ‘uygulanmadığına’ dikkat çekiyor.

Gerçekten de Türkiye’nin taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin tümü bugüne kadar uygulanabilse-ydi yaşanan bu açmazların birçoğunun önüne geçilmiş olurdu. ‘Haydii yeni kanunlar çıkaralım’ noktasındaki reflekslere de hiç gerek kalmazdı. Zira bunların hepsi İstanbul Sözleşmesi’nde, üstelik insan haklarını gözeterek tek tek belirtilmiş durumda! Kısacası, bu Sözleşme’de yer alan maddeler, ‘asalım, keselim’ noktasında, şiddeti şiddetle bertaraf etmeye niyetli feryatlara da çok güzel cevaplar verecek konumda.

Gölge Rapor, ayrıca, İstanbul Sözleşmesi doğrultusunda 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un uygulanmasındaki aksaklıklara da değiniyor. Bununla da kalmıyor, bu aksaklıkların giderilmesi için alınabilecek önlemlere de dikkat çekiyor. Bunun için ‘50 Acil Önlem’ başlığı altında bir liste oluşturulmuş durumda. Umarım konuyla ilgili olan ‘devlet yetkilileri’ bu listeye bir göz atar...

GREVIO Komitesi, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülüklerini ne ölçüde ve ne biçimde yerine getirdiğine dair sonuçları 2018 yılının Eylül ayında açıklayacak.

‘Açıklayacak da ne olacak’ diyenlere sözümüz belli.