Mutluyuz

3/12/2017 Vatan

Her yıl takip etmeye çalıştığım araştırmalardan biri olan ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın 2017 sonuçları elime ulaştı. Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından her yıl gerçekleştirilen bu araştırma Türkiye’de kadının takip ettiği engebeli yol anlamında birçok önemli noktaya temas ediyor.

Bu araştırmanın 22 Ocak-22 Şubat 2017’de 23 ilde, kent nüfusuna ait 1216 kadın ve erkekle yapıldığını belirttikten sonra alarm veren bazı başlıkları sizinle paylaşmak istiyorum.

Şiddet sorunu, bu araştırmada da, Türkiye genelinde, kadınların en büyük sorunu olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor. Son 3 yıldır ilk sırada çıkan şiddetin, oran bazında, bu yıl gerilediği görülse de kadının temel sorunu hâlâ şiddet ve yine şiddet... Bu yıl yüzde 55 olarak belirlenen bu oran, 2 yıl önce yüzde 86.6’ydı. Kadın cinayetleri hız kesmediğine göre hız kesen nedir sorusu ise burada, yine, önemli bir soru olarak karşımızda duruyor. Bu soruya verilebilecek en beter yanıt ise insanların bu cinayetleri kanıksadığı yönünde olabilir...

Bunu izleyen diğer en büyük sorun ise işsizlik. Yüzde 12 oranında karşımıza çıkıyor; işsizliğin hemen arkasından gelen eğitimsizliğin oranı ise yüzde 11.

Dördüncü sırada gelen başlığı da çok önemsiyorum: Sokakta baskı ve taciz. Ardından aile baskısı, kadın erkek eşitsizliği, çevre ve mahalle baskısı, iş yerinde ayrımcılık gibi başlıklar geliyor. Aslında bütün burada yer alanlar, bir şekilde kadının hayatındaki ‘şiddet’i işaret eden başlıklar. Uzun vadede soluklarını kesen engeller... Onları nitelikli eğitimden uzaklaştıran, bu eğitimi alamadıkları için vasıfsız işlerle haşır neşir olmalarına neden olan, daha da beteri onları işsiz bırakarak eve ve televizyondaki evlilik programlarına mahkum eden ‘cehenneme giden iyiniyet taşları’.

Bu araştırmada en önemli bulgulardan biri de, araştırmaya katılan kadınların sadece yüzde 25’inin aktif olarak iş yaşamında varlık gösterdiği. Katılımcıların yüzde 34’ü geçmişte çalıştığını, yüzde 41’i ise hayatında hiç (ama hiç) çalışmadığını ifade ediyor. Neden çalışmadıkları sorulduğunda ise verilen en yüksek yanıt ‘istemedikleri’. Çalışmayı bırakan kadınların iş yaşamından ayrılmalarının en büyük nedenlerinin başında ise ‘evlilik ve ev içi sorumlulukları’ geliyor.

Kadir Has Üniversitesi’nin araştırması, erkek katılımcılar cephesine bakıldığındaysa şunları söylüyor:

‘Kadınlar evlendikten sonra çalışmamalıdır’ diyen ciddi bir erkek nüfus var.

‘Bir kadın kocasından fazla para kazanmamalıdır’ diyen erkeklerin sayısı da az değil. ‘Kadınlar anne olduktan sonra çalışmamalıdır’ diyenler de çoğunlukla erkek. ‘Kadınların birinci görevi ev işlerini üstlenmektir’, bu da.

‘Kadınlar erkekler tarafından her zaman korunmalıdır’...

Ancak şunu da belirtelim: Bunlara onay veren kadınların sayısı da az değil! Zaten Türkiye’de yaşadığımız en büyük kadın sorunu da buradan kaynaklanıyor. Kadının bunları kabullenmesinden.

Araştırmanın ilginç sonuçlarından biri, katılımcıların çoğunun hayatlarından genelde memnun oldukları yönünde. Bu, genelde değişmeyen bir durum. Bu tablo, geçen senelerde de mevcuttu. Öte yandan en fazla güvenin aile üyelerine duyulduğu çok net. Aile dışındaki güvenilir kişiler dendi mi ilk sırada yer alanlar asker ve polisler ...

Dört kadından üçünün çalışmadığı, boşanmak için aile içi şiddetin yeterli görüldüğü (ama boşandıktan sonra kadının hayatını ekonomik anlamda nasıl devam ettireceğinin belli olmadığı) Türkiye’de durum şimdilik böyle...