10/10/2006
I- Bir otobiyografiden: İlk gençliğimden beri içime işlemiş aptalca bir zorunluluk bu, dünyaya karşı hep rol yapmak… Sanki her şey yolunda gidiyormuş gibi davranmak, enerjimin çoğunu tüketen bu.
Hannah Arendth
II- Pembe dizilerden:
Dramatik Effect Kuralı: Kadın her 9-10 dakikada bir dedikodulara inanır. İsterik bir şekilde ağlar.
Evlenme ve Boşanma Kuralları: Evlilik altı bölüm devam eder. Kadın hamile kalırsa iki bölüme iner.
Mutluluk Kuralı: Hiç kimse beş sahneden veya üç bölümden daha uzun süre mutlu olamaz.
Yaşlanma Kuralı: Kadın veya erkek dört günde yaşlanır. Eğer gayri meşru bir çocuğun annesiyse yaşlanmasına üç gün yeter.
Seyirciyi Bağlama Kuralı: Dizi cuma günleri dramatik bir sahnede kesilir.
Merak edip soru sorma (kuralı): Ashley’in iki bölüm önce giydiği süeter ne renkti?
III- İstanbul Tarihi’nden: Bu şehirde en gevrek kahkahaları martıların attığı bilinen bir gerçektir. Onunla ilgili şaibeli durumları belki de en iyi Sait Faik bilir. Bu eşsiz kentin üstüne ne zaman kondukları ve neden bir türlü gitmedikleri ise bilinmemektedir. Bir tarihi belgeye göre İstanbul’a en büyük martı sürüsü Fatih Sultan Mehmed’in şehri aldığı zaman akın etmiştir. Theodoros Metokhitis’in sözlerini hatırlatmak için sanki bu şehre inmişlerdir ve de zaman onu göstermiştir ki onlardan başka hiçbir şey kalıcı değildir. Şöyle demiştir Metokhitis: İlişkilerde hiçbir şey ne sonsuza dek değişmeden kalır ne de süreklidir. Her yaratık doğar, büyür, yaşlanır, ölür.
İstanbul’un tarihini sarsan yüce olay fetih de fetihtir hani. Rum papazı Kostantinopolis’in alınacağına aldırmaz ve uskumrularını kızartmaya devam ederken zafer Fatih’in olmuştur ve sultan atıyla şehir içersinde ağır ağır ilerlemektedir. “Ne mutlu Konstantinapolis’i alan hükümdara” sözü II. Mehmed’in ta kendisi için, o doğmadan kaderine yazılmış, ona ithaf edilmiş bir sözdür ve kader ağlarını hakikaten örmüştür.
Metokhitis’in kar suyunu kulaklarına akıttığı martılar lodos zamanı iyice azıtır ve şehri talan ederken hep şunu mırıldanırlar: Hükümetler ve sülaleler sürekli bir değişim içindedir ve asla sürekli değildir. Ortaya çıkarlar, gelişirler ve yavaş yavaş zayıflar, sonra tam tersi bir evreden geçerek sonlarına ulaşırlar ve yok olurlar.
IV- Bir Kutlama: Mayıs 1953, yani Demokrat Parti’nin CHP’yi bozguna uğrattığı yılın üstünden sadece üç yıl geçmiş. Yunanistan’la NATO’ya gireli bir yıl olmuş, Balkan paktı çok kısa bir süre önce imzalanmıştır. İstanbul’un fethinin 500. Yıldönümü törenlerle kutlanır. Ancak o dönemlerde çok iyi durumda olan Türk-Yunan ilişkilerini zedelememek için törenler pek parlak geçmez. 1954 yılında Demokrat Parti büyük bir zafer daha kazanacak, 1955’de ise nüfusu bir milyonu aşan İstanbul’da ilk gecekondu semtleri oluşacaktır. Sonrasında seçim başarılarından güç alan parti memurlara, üniversite öğretim üyelerine, yargıçlara yönelik baskılarını geliştirecek, kimi gazeteciler tutuklanacaktır.
Geriye ise kala kala şöyle kabataslak bir hayat pratiği kalacaktır:
Pembe diziler dışındaki hiçbir şeyin gerçekliğine inanma. İnanırsan namertsin. İlla bir ses ararsan şu hoş kubbenin üzerinde gezinip duran martıları dinle. Onlar kahkahası bol , dilsiz kuşlardır. Olur ya onların anlattıklarını duyup anlarsan sadece rol yap, sadece rol.
Not: III ve IV bölümlerdeki alıntılar için bkz. İstanbul Tarihi , Robert Mantran, çev. Teoman Tunçdoğan, İstanbul, 2001.