06/12/2010
Wikileaks yaşamımızı değiştirdi. Gerçekten artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Bu iyi mi kötü mü diye sormak yerine bundan böyle değişecek olanın ne olacağı üzerine kafa yormak daha anlamlı geliyor bana. Bilinen bir gerçek var ki bilgiye sahip olanlarla bu bilgiyi teknolojik olarak dağıtanlar aynı görüşte değilmiş! Kısacası çağlarboyu bilinen o gerçek yineleniyor: İş, işveren ve işi üretenler arasındaki fark. Ancak işin rengi biraz daha değişik günümüzde.
Olgunun bu boyutuna odaklanırsak vakti zamanında iki düşünürün ayrıkotlarını örnekleyerek çizdiği bir tabloya yeniden bakmak elzem oluyor.
Bu tabloya bakarken büyümeyi ve gelişmenin ne olduğunu tekrar düşünebiliriz. Diyelim ki bir bahçeniz var, bahçenizde de çiçekler ve ağaçlar. Bu bahçeye cennet bahçesi, huri yuvası, Ali Baba’nın çiftliği, masonlar locası, dünyayı yönetenler, ne dersek diyelim. Bahçemizdeki ağaçlar köklerinden aldıkları iman ve yaşam refleksiyle dikine doğru büyüyeceklerdir. Başka türlü büyümeler de vardır aslında. Bir gün işyerinizden birisi karşınıza çıkar ve bir çalışma raporu önünüze serer. Der ki bu yılki çalışma grafiğimiz pek iyi, dikine doğru gidiyor. Geçen seneki haline göre çok çok iyi. Sonra size geçen seneki grafiği gösterir. Ordada ok aşağı doğru inmektedir. Bu durum bahçedeki çiçek ve ağaçların gelişmesiyle -ya da gelişememesiyle- aynıdır aslında: Bir ağacın gövdesi, kökü biçiminde de düşünebilirsiniz her şeyi. Gövde işyeriniz, işyerinizin verimidir. üstelik sadece işyerleri değil, hemen her şey bundan nasiplenmiştir.
Amaö Ama bazen gövdeler değişebilir. Gövde yapısı, gövdelerin işleyiş ve gelişme biçimi. Dikine gelişmek yerine enine gelişir işler. Asıl fark buradır zaten! Yani rizomlar gibi, yani kök-gövdeli ayrıkotları gibi. Dikine dikine değil de yatay olarak büyürler. Güzel bahçe tehdit altındadır! İş verimi tehdit altındadır. Ve dünya tekinsiz bir yerdir artık.
Ayrıkotları yan kollarıyla tel örgülerle çevrili, 24 saat kameralarla gözlenen bahçeyi sararken kökgövdeleriyle yatay olarak ilerler ve şaşalı bahçeyi yerlebir ederler. O kadar hızlı bir biçimde çoğalırlar ki bahçıvansanız kafayı yememeniz mümkün değildir! Zira ayrıkotları bir kere bir bahçeye girmeye görsün; bir daha kolay kolay gitmezler.
Bu yüzden internet sitesi Wikileaks’in kâr amacı gütmeyen bir medya kuruluşu oluşunu, halka doğru, önemli gizli haber ve bilgileri, ayrıkotlarının serpilmesini anıştırır biçimde sızdırmasını önemli buluyorum. Dünyanın hemen her yerinde gönüllü kaynakları olduğunu söylüyorlar. Kısaca dünyanın bahçesine dalmışlar ve gizliliğin yarattığı hiyerarşiyi deşifre ederek yollarına devam edecekler. Diyelim ki bu sefer tutmadı ama kolay kolay vazgeçmeyeceklerdir!
Wikileaks’in çizdiği bu tabloyu 11 Eylül’le kıyaslayanlar da oldu. Yayılma biçimleri aynı kök-gövde yapısına sahip olsa da , El Kaidecilerin Wikileaks ekibinden felsefi olarak daha farklı bir çizgide olduğunu söyleyebiliriz. Tam da burada terör nedir sorusuna cevap ararken sorumluluk ve özgürlük nedir sorusuna cevap aramak da bir o kadar önemli galiba. Dünyaya karşı sorumluluğumuz nedir sorusuna bir cevap aramak. Sorumlulukla birlikte sevgi, dikkat, ilgi ve özeni gösterebilmek mümkünse, orada özgürlük vaadi vardır zaten.
Dileyelim ki Wikileaks ekibi ‘istediğin her şeyi yapmak özgürlük değildir’ fikriyle yayılsın dünyamıza. Tıpkı ayrıkotları gibi yaşamsever bir mantıkla toprağa kök salsınlar; bağnaz kötülüğe ve habisleşmiş tavırlara karşı kazanılacak olan özgürlük vaadinin dünya için devasa bir sorumluluk olduğunu bilerek…