04/10/2010
1- Bundan 7 yıl önce 12 yaşındayken 31 kişinin tecavüzüne uğrayan Nç’nin davasında, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 28 sanık, 8 ay ile 9 yıl arası hapis cezasına çarptırıldı. Mardin Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz yargılanan sanıklar katılmadı. Mahkeme, sanık avukatlarının esas hakkında savunmalarını aldıktan sonra, 4 sanık hakkında beraat kararı verdi. Bir sanığın dava dosyası da akli dengesinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi için ayrıldı.
2 sanık da 9’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Tam 7 yıl sonra… 8 ayla 9 yıl arası bir cezadan bahsediyoruz. Böylece adalet yerini bulmuş mu oldu? Yaşamın adaleti bu mu? Yaşamın adaletinden vazgeçtik, hukukun adaletten anladığı bu mu?
Basın bu konuya yeterince eğilecek mi dersiniz?
Hiç sanmıyorum…
2- Konumuz aşk… Seyirci yükünü toplayan “derin” kadın programlarından birinde, aralarında kalp panosu, panonun bir ucunda bir erkek öteki ucunda bir kadın, sunucunun yönlendirmeleriyle hayat yolunda önemli adımlar atmak üzereler. Bir tür görücü usülü izdivaç! Sunucu da çöpçatan rolünde. Ortada böyle bir durum olmasa da öyleymiş gibi yapıyorlar. Derken canlı bir bağlantı gerçekleşiyor. Araya adamın mağdur bıraktığı karısı ve oğlu. Oğlu adamdan para istiyor.
Bu arada herkes ekran başında olup biteni merakla izliyor.
Adam “param olsa bir kuruma bağışlardım” diyor.
Bunun üzerine panonun öteki tarafında duran, bekleyen kadın ne sunucuya ne de canlı yayına riayet etmeksizin adamın bulunduğu bölmeye geçiyor ve adamın suratına tükürüp stüdyoyu terk ediyor. Ekran aşkı, ihaneti, intikamı, hepsi bir arada…
Ertesi gün bütün gazetelerin internet sayfalarında bu müthiş final.
Adalet yerini buluyor: Program izlenme rekorları kırıyor.
Stüdyoyu terk eden kadın bu oyuna nasıl alet edildiğinin farkında mı? Yoksa bir sonraki kadın programlarından birine “halkın adalet sesi” türünden bir jüri üyesi olarak davet edilmeyi mi bekliyor?
Medyayı bu konuda takip etmeli…
3- Tam bunlar kafamdan geçerken bir mektup düşüyor posta kutuma. MTM’nin yani Medya Takip Merkezi’nin araştırması… 49 yerli diziden bahsediyor.
Aşk, ihanet, intikam, töre gibi çeşitli konularıyla, televizyon izleyicilerinin karşısına çıkan dizilerle ilgili bir araştırma bu. 1-26 Eylül tarihleri arasında, gazete, dergi ve haber sitelerindeki haber takibi sonuçlarından derlenen araştırma raporuna göre, yeni sezonda medyanın en yoğun ilgi gösterdiği yerli dizi Ezel. Yeni oyuncularla popülaritesi daha da artan diziyle ilgili yapılan haber sayısı 1.314. Araştırma süresince toplam 39 farklı köşe yazarının köşesine konuk olan Ezel, bu köşe yazarları tarafından 70 kez kaleme alınmış.
MTM’nin aynı araştırma raporuna göre, “Fatmagül’ün Suçu Ne?” ikinci sırada yer almış. Aynen aktarıyorum:
“Kanal D’nin geçen sezon Aşk-ı Memnu dizisinin yayın günü ve saatinde ekranlara getirdiği ve yine aynı dizinin popüler oyuncusunun başrolünde oynadığı ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ dizisi, beklenen patlamayı yaptı. En çok izlenen yerli diziler arasında üst sıralarda yerini alan ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ tecavüz sahnesinin uzun tutulması ve çocukların ekran başında olduğu saatte yayınlanması nedeniyle eleştiri oklarının hedefi haline geldi. Ancak bu tartışmalar, diziye ilgiyi daha da artırdı. 26 günlük süreçte toplam 1.406 haber/yazıya konu edilen ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ dizisine en büyük ilgi ise internet medyasından ve sosyal medyadan geldi. ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ 66 köşe yazarına, 96 kez konu oldu…”
Aşk, ihanet, intikam, töre… Bir de buna cinayeti eklemeli elbette. Türkiye’de en çok ayağımızın tökezlediği konular. Gerçeğiyle değil temsiliyle yüzleşme halinin rehavetiyle yaşayacağımız, yaşatacağımız ve bu uğurda ekran önünde “ölüp ölüp dirileceğimiz” kurgular.
Bu işte “gerçekten” altta kalanın canı çıkmış; kimin umurunda!