20/09/2010
Konumuz “Fatmagül’ün Suçu Ne?” adlı dizide reyting rekoru kıran tecavüz sahnesi.
İlk etapta tecavüzü tartışabileceğimiz hususları düşünelim.
Tecavüz başlığı altında kadınlara uygulanan şiddet ve tecavüzü mü ele almalıyız, kısaca konuyu kadınlar üzerinde mi odaklandırmalıyız, yoksa tecavüz eden erkeklerin yetişme ve onu uygulama kurgularında mı, kısaca erkekler üzerinde mi?
Tecavüz üzerine araştırmalar yapan Diana Scully adlı bir akademisyen var. Dediğine göre tecavüz vakalarında dikkati kurban kadınlar üzerinde yoğunlaştırmak buradaki erkek cinsel şiddetini görmezden gelmek anlamına gelebilir. Neden derseniz konunun kadınlar üzerinde yoğunlaşması “kimbilir kadın neler yapmıştır?” sorusunu sordurabilecek noktaya vardırabilir; ki bunun yakın bir örneğini direkt bir tecavüz vakası olmasa da Münevver Karabulut cinayetinde yarı resmi beyanlara tercüman olan o feci üslupta görmüştük. “Kızını dövmeyen dizini döver” tarzında bir açıklama gelmişti bir ara, bir karambolde!
özetle, erkek şiddeti ve bu şiddetin istismarı birinci elden sahneye koyulmadığı, ifşa edilmediği müddetçe tecavüz ya da zina, kadınların bir kez daha kurban edilişleri anlamına gelebilirdi! Dahası, tecavüzün erkeklerin sorunu olmaktan çok kadınların sorunu olduğu izlenimi yaratılabilirdi! Ki tecavüzün yüzde doksan dokuzunun kadınların sorunu olmadığını biliyoruz.
Bakın Scully ne diyor: “Kadınlar cinsel şiddet kullanan erkeklerle aynı gerçeği paylaşmadıkları için kendilerine tecavüz eden erkeklerin dürtülerini ve gerekçelerini açıklayamazlar. Böyle bir içgörü ancak tecavüz eden erkeklerin toplumsal kurgularına müdahale etmekle ve bu kurguyu eleştirel gözle incelemekle elde edilebilir.” Elbette bunu “kızını dövmeyen dizini döver” yaklaşımında bulunanlar için de formüle etmek iyi olurdu.
Gelelim “Fatmagül’ün Suçu Ne?” adlı diziye ve reyting arbedesine ya da tecavüzle reyting arasında kurduğum ilişkiye. Sizce o tecavüz sahnesinin bu kadar yüksek izlenme oranının nedeni nedir? Bu noktada özneyi Beren Saat olarak mı, Fatmagül olarak mı, yoksa herhangi bir kız olarak mı alıp incelememiz gerekiyor? Ha hemen söyleyeyim: Sanatın elbette ayıbı yoktur. Sanata engel getirilemez.
Ancak dizilerin çoğunda sanatın özü değil reytingin özü temeldir. Ve bu özde de sistemin maço sesi, bu maço sesi pekiştirme esası ve sistemin erkek şiddetinden yana olan istismar mekanizmaları işlemektedir ne yazık ki!
Bu açıdan bakıldığında reyting kaygısını kendi halindeki yaşamlarımıza yönelik bir tür tecavüz girişimi olarak da algılıyorum. Ki bu ayrı bir yazının konusu.
Gelelim Fatmagül’deki başrol oyuncusuyla cisimleştirilmeye çalışılan tecavüz sahnesineö Bu dizide kurban edilen sadece yazar Vedat Türkali’nin Fatmagül’ü değildir. Aynı zamanda billboardlardaki tek atımlık çıtır sloganının hemen yanında karşımıza çıkan cinselliği türetilmiş bir kadındır da, kurban. Adı muhtemelen hâlâ Bihter’dir.
Burada reyting uğruna ortaya konan şiddet ve bu şiddetin istismarı ilk elden tespit edilemediği müddetçe bu oyun devam edip gidecektir. Her nasılsa alan memnundur (ki bu her nasılsa bölümü epey önemli) ve elbette satan da (ticarette her yol meşru mudur?)
Bu konudaki görüşlerinizi merakla bekliyorum. Bu reyting meselesi ciddi olarak kafamı kurcalıyor. Bakarsınız farklı bir araştırmaya önayak oluruz hep birlikte.