06/10/2011
İki gün önce gazetemizde Mine Şenocaklı’ın Hasan Cemal ile son kitabı ‘Barış’a Emanet Olun’ üzerine yaptığı söyleşiyi okumuşsunuzdur. Hasan Cemal kitabıyla ilgili bilgiler verirken medyanın geçmişte yaşadığı suskunluğa, belleksizliğe, yanlış yönlendirmelerine değiniyor. Değinirken bir de özeleştiri yapıyor. Benzeri bir yüzleşmeyi ‘Cumhuriyet’i çok Sevmiştim’ kitabında da yapmıştı ve bir dönemin ilâh konumundaki gazetesinin de nihayetinde insan elinden çıkma olduğunu anımsatmıştı birçoğumuza.
İnsan eli bana şunu çağrıştırıyor: İnsan yanlış yapar, yapabilir. üstelik insanın yanlışlarla güzel olduğuna inanan biriyim. Ancak asıl çözüm noktası inatla yanlışları devam ettirmekte değil, bunların gerçekliğiyle yüzleşebilmekte. Açıkçası toplumsal psikolojimizin de bundan farklı bir işleyişi olduğuna inanmıyorum. Bunun yolunu ve yöntemini bir biçimde görmemi sağlayan kitaplardan bir bölümü de Engin Geçtan’ınkilerdi. (Bakınız özellikle onun Zamane’sine)
Türkiye kamuoyunun yıllarca Kürtler konusunda kendi gölgesinde yaşamayı tercih etmesi, kamuoyunun kendi seçimi değildi. Orada yaşananların gerçekte ne olduğunu ilk elden okumamıza, görmemize hiçbir zaman izin verilmedi. Gerçeği bu biçimde ihlâl edenlere diyecek bir sözüm yok. Bedeller er ya da geç ödeniyor çünkü.
Ancak artık kamuoyu olarak madem birtakım olup bitenleri daha net seçebiliyoruz, o zaman sarf ettiğimiz düşman sözcüklerimize, kinlerimize bir kez daha dönüp bakmamız gerekiyor. Aslında kızdığımız kim? Neden öfkeliyiz? Neden hep karşımızdakileri suçluyor ve kendimizi hep haklı görüyoruz? Bu intikam duygusu niye?
Haberi çok çıktı ama tam da burada diğer sevdiğim bir kitabın adını zikretmek isterim: ‘Bildiğin Gibi Değil’ bir sözlü tarih çalışması. İki araştırmacı Rojin Canan Akın ve Funda Danışman’ın derlediği Metis Yayınları’ndan çıkan bir kitap. Yaşamı anlatıyor. Biz Batı’dakilerin belleklerinden kaçanları, belleklerine kondur-a-madıklarını.
***
Bir de duyurum var.
İzmir’deki DüşünBil Dergisi bir öğretmenin mektubundan yola çıkarak bir kitap kampanyası başlatmış. Dileyen dergiyle, dileyen doğrudan okulla bağlantıya geçebilir. Bu arada öğretmenin mektubunu da sizlerle paylaşmak istiyorum:
‘Ben Burhan İlköğretim Okulu Sosyal Bilgiler öğretmeniyim. İlk kez Doğu’yla tanıştım ve önyargılarımın aksine, pırıl pırıl çocuklar tanıdım üç sınıflı, küçük köy okulunda. Batı’da, dershane öğretmenliği yaptığım sırada tanıdığım, bir eli yağda bir eli balda, tüm olanaklara sahip çocuklardan değillerdi elbet ve kitap okuma konusunda inanılmaz bir sevgi vardı her birinde; okulun kitap konusundaki fukaralığına inat. Kitaba ihtiyacımız var, diğer birçok köy okulu gibi. İnterneti, uydusu, bilgisayar oyunları olmayan bu çocukları kitaptan daha çok sevindirebilecek başka bir materyal yok. Yardıma davet ediyorum sizi; bu çocukları kitapla buluşturabilmemiz için lütfen bir kitap da siz hediye edin. Verdiğimiz aydınlanma mücadelesinde sizin gönderdiğiniz kitaplar birer ışık olsun genç dimağlara. Şimdiden hepinize teşekkürler.
Gülşah Köksal’
KİTAPLARI GöNDERECEĞİNİZ ADRESLER: Burhan İlköğretim Okulu Hınıs /Erzurum
Okul Tel: 0442 523 60 91
Ya da bu konuda dergi olarak kampanya başlatmış olan DüşünBil Dergisi İrtibat:
Olcay Yılmaz 0537 256 50 28 olcay2001@hotmail.com