04/02/2012
TESEV’in araştırmasının sonucunda Ortadoğu’da barışa en çok katkıda bulunan ülke olduğumuz ortaya çıktı. Arap Baharı’ndan en kârlı çıkan ülkeymişiz.
Elbette bu araştırma önemli bulguları içerebilir ama işin doğrusu bu araştırmanın sonucunda barışın ve baharın ne olduğunu tekrar kendime sormak durumunda hissettim.
örneğin Ortadoğu halklarını ve yaşadıklarını düşündüğümüzde Roboski gerçeği barışın neresinde durur? Nasıl bir gölge vurur 21. yüzyılda 34 kişinin öldürülmesi gerçeğine? Ya bu konuda kamuoyunu bilgilendirmede medyanın etik açısından sınıfta kalışına ne demeli? Dımdızlak ortada kalmış duygularımızı yönlendirmeye çalışan ölçeklere nasıl bakmalı? Etrafımızda raksedip duran bu facianın, sanki mümkünmüş gibi bir vicdan tahteravallisine oturtulmaya çalışılmasına hangi sözleri bulmalı örneğin? Bir ülkenin çatısı altında değil de sanki bir misafirhanenin odalarında kalıyormuşçasına üstlenmek durumunda kaldığımız dilsiz konuk dublörlüğümüze edilecek laf kaldı mı? İçimize lök gibi oturanları şeytan uçurtmalarına bağlayıp göğe saldığımızda içimiz rahatladı mı? Rahatlar mı? Hal böyleyken şeref kıtasında yer alsak ne olur, yer almasak ne olur!
ülkesinde 100 küsur gazeteciyi cezaevine tıkmak bu baharın neresine denk düşer? Bahar çiçeklerinin hoyrat fırtınalara yakalanması ve tarumar olması demek değil midir bu? Hangi hakkâk ruhu kelepçeliyken yaşamının izini sürebilir sanatında? Hangi baharı yansıtabilir? Hangi topaç dönebilir bu baharda? Hangi kırlangıç tüneyebilir yaşamın saçaklarına? Hangi dönme dolap oyunun tılsımıyla dönebilir? Hangi bahar, hangi külçe ruha yaşam sunabilir? Hangi muhabbet darda kalmışın yüreğine su serpebilir? Hal böyleyken başoyuncu olsak ne olur, olmasak ne olur?
ülkeyi tarumar eden Hrant Dink’in katledilmesi gerçeği eşikte durup beklerken tahta kılıçlar ve şakşaklarla en gözde ortaoyununu yazsak, oynasak, hep oynasak ne olur? Mantar tabancalarla baharın gelişini kutlasak, kutsasak? Star olsak, hacıyatmaz olsak?
İsrail’e ‘one minute’, Suriye’ye ‘bak bak’.
Bütün sıfatlar bizim olsa? İşaret, niteleme, pekiştirme, sayı, üleştirme. EN olsak EN.
Külhan gibi olsak, alevler saçsak, nurlar yağdırsak?
İçimizin turnikelerinden geçemeyenlere ne diyeceğiz o zaman?
***
Yazımı bir başka araştırmayla, 2011 İnsan Hakları Derneği Marmara Bölge İnsan Hakları İhlal Raporu’ndan bir notla bitireyim: ‘Sudan bahanelerle polisin şiddetine hedef olanlar, öldürülenler, toplumsal gösterilere katıldıkları için işkence ve şiddete maruz kalanlar, yaygın ayrımcılık uygulamaları, işten atılmalarla belirginleşen yoksulluk, kentsel dönüşüm adı altında barınma hakkının ihlali ve devamında eğitimden sağlığa, beslenmeye, işkenceye, Kürtlerin ve Alevilerin inkârına kadar her alanda yaşanan yoksunluklar, temel insan haklarının neredeyse tamamını tehdit ediyor.’
Barışa katkıda bulunmak buysa barışa katkıda bulunmamayı düşünmek bile istemiyorum.