23/12/2010
Görevli : çantayla giremiyorsunuz. Ziyaretçi: Aaa? Neyse o zaman çantayı buraya bırakayım. İçinden cüzdanımı alayım.
Görevli: Cüzdan da alamıyorsunuz.
Ziyaretçi: Nasıl yani? Param, kredi kartlarım?
Görevli: Burada kalacak.
Ziyaretçi: Valla kusura bakmasınlar ama ben kredi kartlarımı, kimliklerimi burada bırakamam. (Kartları cebine koyar, çantayı görevliye bırakır. Görevli iyiniyetinden sesini çıkarmaz. çantayı tam bırakmışken görevli yine durdurur.)
Görevli: Kolye, küpe, saat kalmasın.
Ziyaretçi: İyi tamam. Onları da koyalım çantaya. (Küpeleri, saati çıkarır, çantaya koyar.)
Görevli: Tel toka varsa çıkarın.
Ziyaretçi: Toka var. çıkarayım daö Niye? Toka bu ya, saçımı nasıl tutturacağım şimdi?
Görevli: Yüzükler var bir de.
Ziyaretçi: Yüzük? Alyansım o benim. Evlendiğim günden bu yana hiç çıkarmadım. Alyansımı çıkaramam. çıkarsam da burada kapı kenarında çantada bırakamam. Cebimde dursun bari. Nasılsa paltoyu asacağız, orada, gözümün önünde olsun.
Görevli: Ama!
Ziyaretçi (sesi yükselir): Alyansımı çıkartamam. Bu insanlıkdışı bir şey!
Derken daha kıdemli bir görevli çıkar gelir: Ne vardı?
(Ziyaretçi az önce söylediklerini tekrarlar) çıkaracaksın!
Ziyaretçi: Niye? Niye?
Sözleri kapı önünde yankılanır…
Bu konuşmalar bir cezaevi ya da toplama kampı girişinde geçmiyor. Bunlar Pazar günü gerçekleşen sonbahar Akademik Personel Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı ALES’den hemen önce sınava girecek bir adayla, bir görevli ve bir başka öSYM görevlisi arasında geçen konuşmalar. Ziyaretçi diye adlandırdığım kişi sınava girecek olanlardan biri, kendisine ALES mağduru diyor; daha kıdemli olanı ise öSYM görevlisi! Şimdi gerçek rollerini vererek geri kalan konuşmaya bir göz atalım:
öSYM görevlisi: Bak burada yazıyor (yönergeyi gösterir) Takı yok.
ALES mağduru: Takı değil o. Alyans! İnsanlardan alyansını çıkartmasını isteyemezsiniz. Orada yazanı değil alyansın sınav için sakıncasını soruyorum ben.
öSYM görevlisi: Sen bilmezsin tabii.
ALES mağduru: Peki söyleyin öğrenelim.
öSYM görevlisi: Yazıyor işte burada. Takı yok!
(Kısır döngüye girilir, mağdur asla cevap alamaz. O sırada görevli polis memuru olaya dahil olur ve adaya akıl verir.)
Polis: Neden eşyalarınızı birine vermiyorsunuz? Ne diye yanınıza aldınız ki zaten? çantayla mı gelinir buraya?
ALES mağduru: Birine? Kime mesela? Sınava anne-babasıyla gelecek yaşı çoktan geçtik biz memur Bey. üniversite sınavı mı bu? 40 yaşındaki bir insanı kim bekler dışarıda?
(Bu arada başka bir mağdurun feryadı başlar)
2. ALES mağduru: Ya her şeyimi bıraktım arabaya ama bu da saçmalık! Arabamın anahtarını nereye bırakayım, delirdiniz mi siz?
Görevli: Valla izin vermiyorlar, üzgünüm.
2. ALES mağduru: Ya hocam biri alsa gitse anahtarı, ne yaparım? Anahtarla sınavın ne alakası var?
1. ALES mağduru: Valla ben alyansı sordum, boşuna sorma!
Bu satırlar aynı çatı altında hocalık yaptığım, Pazar günü ALES sınavına girmeye çalışan bir öğretim üyesine ait. Yani bu gerçeküstü konuşmalar bir sınav öncesinde yaşanmış!
Bu bariyerleri aşıp içeri girebilen adayların hemen hepsi sinirden titriyormuş. Anahtar taşımak yasak, gözlük yasak, kalemtraş yasak. Kemer yok, toka yok, şemsiye yok, kredi kartı yok. Su şişesi var ama şişenin üstündeki kağıt yasak, dışardan yiyecek getirmek yok, nefes almak yok.
Ama sınavlar var. Sınavlar hep olacak!
Akademisyen adaylarının pazar günü bir ilaçlanmadıkları kalmışö Arkadaşımızın söyledikleri içimizi burkuyor: “öSYM’ye rağmen hâlâ akademisyen olmakta direnen binlerce insan toplama kampına girer gibi muamele gördü pazar günü. Orantısız güç tartışmalarının ortasındayken, bir orantısız güç kullanımı da öSYM tarafından gerçekleştiriliyor. Hani gaz bombası atsalardı üzerimize daha fazla canımız yanmazdı!”
Bilime aşık insanı bilimden soğutmanın binbir yolu vardır. Bu sınavlar binlik haneyi kaplıyor zaten. Sağolun varolun.