04/06/2011
Bir arkadaşım var, hayalleri ile yaşamayı seven biri. Bu yüzden onun kadar gerçekçi birini görmedim! Geçen gün bir rüya görmüş. Olay Türkiye gibi bir ülkede, galiba Türkiye’de geçiyormuş. Liderleri tam olarak çıkaramamış. Ama anlayabildiği kadarıyla bu ülkede her şey yoluna girmiş. örneğin adına GAP denilen o proje tümüyle hayata geçmiş, işsizlik, şu, bu derken her şey çözülmüş.
Kimlik politikaları ile yapılanlar zamanla manasızlaşmış çünkü hemen her şey hukuken, sosyal ve siyasi anlamda yerli yerine oturmuş. Herkes insan yerine konduğunu, önemsendiğini anlamış. Kutuplaşmanın insanlığı yok eden bir zillet olduğunu, herkes. Yıllar önce yürürlüğe giren Anayasa’nın ilk maddesinde “insan gibi yaşamanın biricikliği esastır” denmiş. Ve bu madde, mucize kabilinden hayatta karşılığını bulmuş. örneğin Kadın Bakanlığı o kadar güzel işlemiş ki yıllar boyunca, artık ülkede kadınlar öldürülmez olmuş, eşitlik fikri fikir olmaktan çıkmış yaşamın ortasına konmuş, bakmışlar olacak gibi değil, o zaman feshedelim bu bakanlığı demiş Meclis’teki yüzlerce kadın.
Bir başka örnek de Hakikatlar Komisyonu için yaşanmış. Her şey o kadar net bir biçimde, yaraları deşmek değil de sarmak adına ortaya konmuş ve toplum geçmişiyle öylesine içten, öylesine komplekssiz helalleşmiş ki, ne şimdiki zamandan ne gelecekten korkar hale gelmiş insanlar. Hakikatlar Komisyonu da Parklar ve Bahçeler Bakanlığı’na dönüştürülmüş.
Zaten ülkede ağaçlar ağaç olduklarını anlar, deniz denizliğini bilir, dere ve göller yaşam alanları olarak akar haldeymiş. çünkü yeni enerji kaynaklarına gerek kalmaksızın insanlar enerji tasarrufunun bir insanlık borcu olduğunu anlamışlar ve bu konuda birbirlerini gözlemeyi, birbirlerinin yanlışlarını, eksiklerini tamamlamayı hem insanlığa hem de doğaya bir insanlık görevi saymışlar.
Gazeteler? Lafı bile olmazmış. İnternet gazeteciliği alıp başını yürüdüğünden, ülkede sansürün ‘s’si kalmamış. Zaten sansür kalktığı için baskılar da kalkmış, baskılar kalktığı için ortada söyleyecek yalan da kalmamış. Yalan olmadığı için yalandan beslenen ne varsa eriyip gitmiş. Geriye gerçek haberler ve basının gerçek işlevi kalmış: İfade özgürlüğü, demokrasi ve düşüncenin engin ufuklarına insanları davet etmek! Ekonomik olarak çok ucuza mal oluyormuş bu gazeteler ve ağırlıklı olarak yaşamdaki dürüstlüğü, emeği savunuyormuş. Anlayacağınız gibi zamanla bütün komik hiyerarşiler ortadan kalkmış. Herkes işini yapar olmuş. İşini yaptığı için de yaşamdan zevk alır hale gelmiş. Zaten ilkokul çağlarından beri verilen eğitimin temel amacı da buymuş: ‘Sevdiğiniz işi sevdiğiniz için yapın, severek yapın!’
***
Rüya burada bitmiyor elbette. çünkü önce rüyaya inanmak gerek. Sizi bilmem ama mitinglerdeki hoyrat dilden, oralardaki düş fukaralığından hatta düşsüzlükten bezdim.
***
Bir de notumuz var ve acil. Kadın ve aileden sorumlu bakanlık kaldırılarak yerine başka bir bakanlık kuruluyor. Buna engel olmak için bir imza kampanyası başlatıldı.
İmza metninin özeti ve linki şöyle:
‘öGünde en az beş kadının öldürüldüğü, kadınların mecliste ve karar mekanizmalarındaki yok denecek oranda temsil edildiği; yoksulluk, eğitim, sağlık gibi kriterler açısından dünya sıralamasında en diplerde yer aldığı bir ülkede, kadın erkek eşitliğini sağlamakla görevli tek mekanizmanın kaldırılması kabul edilemez…’
İmza için link:
http://imza.la/kadin-bakanligi-kaldirilmasin