27/08/2011
Bedri Rahmi’nin ‘Arkadaş Dökümü’ şiiri şu dizelerle başlar, belki bilirsiniz: ‘Evvela dişlerimiz döküldü sonra saçlarımız, Arkasından birer birer arkadaşlarımız.’
Böyle baktığınız zaman yaşamın ne kadar kısa olduğunu görürsünüz. Bunca hengâmenin boşa olduğunu.
***
Bu yaz çok tuhaf geldi. Şiirdeki hazanla birlikte. Hulki Aktunç’la başladı bu hazan, bu naçar döküm. Didem Madak derken, bu yaza bir de o eklendi: Seyhan Erözçelik. Şair Seyhan Erözçelik Kadıköy Maarifli’ydi. özgün bir şairdi, gerçekten çok özgün bir şair. Onu başka bir Maarifli’ye, diğer özgün bir şaire, Nilgün Marmara’ya yazdığı ‘Nilgün’ün Göztaşı’ şiiriyle anmak istedim. Nilgün Marmara gideli çok zaman oldu, bilmeyenler için özel not düşelim. Kendi isteğiyle gitti, Seyhan Erözçelik’in bu dünyada herkese kısmet olmayan derin bir ruh gözlüğü ile bakıp gördüğü nedenlerden ötürü:
Ahşap bir kutu.
Açtım.
öylece duruyordun ve bakıyordun bana.
Göğermiştin. mıknatısıydın.
Ne tuhaf, içimde inanılmaz istek uyandırdın.
Nilgün, ‘Sakın ağzına sürme!’ diye uyardığında, ben çoktan dilimi değdirmiştim sana.
Acıydın.
Acı.
Şimdi yüreğimde bir faş.
Yaşam şiirden farklı. Neresi farklı diye soracak olursanız yaşamın içinde acıyı, sevgiyi, mutluluğu, nefreti evirip çevirirsiniz. Bahaneler bulur, devam edersiniz. Devam ettiğinizi sanırsınız ya da. İyi avunmadır, fena değildir. Kendi halinde kaldığında da sorun yoktur.
Ama bazen acıyı, bu acıyla birlikte dans eden yaşamın hakikatini ve ne olduğunu bilmek, öğrenmek isterseniz yoğun satırlara bakmanız yeterli olur. Şair hakikat için kendini siper ettiğinden size yol gösterip el verir. Dünyanın ne olduğunu daha net görebilmeniz ve ‘faş edebilmeniz’, arınabilmeniz için. Kararlı bir öğrenciyseniz, öğrenirsiniz de. Acı gibi katışıksız duyguları gerçekten öğrenenlerse kendi zehirlerinden kurtulabilenlerdir. O esaslı karşılaştırmada olduğu gibi: Azalarak yaşamak yerine çoğalarak ölmeyi tercih edebilenlerdir.
Yine de teslim edelim ki kimse yüzlerine doğru dürüst bakmadığı için işleri hayli zordur şiirlerin günümüzde. Belki de hakikati umursamamak hiçbir çağda bu kadar kolay olmadığı, bu kadar meşru sayılmadığı için.
O yüzden Bedri Rahmi’nin şiirinin son dizelerine bakmakta fayda var. Yine aynı şiirden:
‘Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz
Bizler bölük bölük bizler tabur tabur
Bizler sürü sepet
Yalnız birbirimizi öldürmüşüz.’