19/12/2011
‘Bugün 8 sayfa’ yazısı dikkatimi çekti önce. İstanbul Kadir Has üniversitesi son 10 yılını geçirdiği Cibali’den eskiyi çağrıştıran siyahbeyaz bir ‘gazete’nin ilk sayısını yollamış. Bugünü dünün ruhundan anlatan, sayfaları sarıya dönmüş, üniversite öğrencilerinin emeğiyle hazırlanmış, tasarımı 1940’ların gazetelerinden esinlenmiş bir öğrenci gazetesi bu.
Takdim yazısında Mustafa Aydın amaçlarının ‘tarihi yarımadanın merkezinde şekillenen Cibaliliği tüm Türkiye’ye anlatmak’ olduğunu söylüyor. Bu açıdan bakıldığında Cibali’de olup bitenler, Türkiye’de, özellikle 40’lı yıllardan bugüne kadar yaşananların özeti gibi, bir film şeridiymişçesine gözlerimizin önünden akıp gidiyor.
Ustamız, edebiyatımızın gözbebeklerinden Orhan Kemal’in 1954-1966 yılları arasında Cibali’de yaşadığını bilenler, bu efsunlu diyarın onun öykü ve romanlarında soluk alıp veren kahramanlarının, boynu bükük mekânlarının bir şekilde ev sahipliğini yaptığını da anlamışlardır, ya da okudukça anlayacaklardır. örneğin zamanında bu satırların yazarını Cibali’ye ilk götüren nedenlerden biri de budur. Orhan Kemal’in hakiki yazarlık mayası bir yana, bir yazarın nerelerden beslenebileceğinin çok önemli ipuçları vardır Cibali’de.
Cibali Postası bu ilk sayısında Buket Cengiz’in, romancımızın oğlu Işık öğütçü ile yaptığı bir mülakatı da yayımlamış. Eski adıyla Cibali Fırın Sokak’ta, 20 numaralı, iki katlı bir evde kiracı olarak yaşamış aile. Sevindirici olan sokağın bugün Orhan Kemal adını taşıması. Ancak aynı şeyi ev için söyleyemiyoruz! Ne yazık ki ev şu an özel bir mülk ve satışı yapılmıyor. Oysa bugün müze olması gereken bir ev orası! Kültür Bakanlığı’nın araya girme ve mülk sahibini adaletli bir biçimde ikna etme zamanı gelmiş de geçiyor bile.
1880’lerde inşa edilen eski Tütün Fabrikası, yeni adıyla söyleyecek olursak Kadir Has üniversitesi, Cibali’ye farklı bir çehre sundu ve sunmaya devam ediyor. örneğin üniversitenin içinde hizmet veren Rezan Has Müzesi’ni hâlâ ziyaret etmediyseniz fazla geciktirmeyin derim. 11. yüzyıldan kalma Bizans sarnıcı ile 17. yüzyıla ait Osmanlı hamamının kalıntıları arasındaki bu yapının ihtişamı size çok şey anlatabilir.
Şimdiki zamanı takip etme eğiliminiz varsa da gidin Cibali’ye. Orada birçok tanıdık sokak sizi bekliyor olacak. çekilen tarihi diziler, yenileri, eskiyi arayanları… Mahallenin ek gelirlerini oluşturan bu dizilerin izleri de Cibali’de saklı. ‘öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizisi sayesinde 51 ev boyanmış. ‘İffet’ dizisi için bazı dükkânlar manav ve bakkala dönüştürülmüş. Kısaca bir tür ufak çekim platosu Cibali.
Cibali Postası’nın oraya, başka bir deyişle İstanbul’un eskisini anlatmaya niyetli bir gazete olması beni mutlu etti. Ama beni daha da sevindiren bu 8 sayfanın ‘bir öğrenci gazetesi’ olarak dolaşıma girmiş olmasıydı. Erciş’e giden, topladıkları yardımı ilk elden Van’a ulaştıran gençlerin gazetesi olması. Yaşadığı alana gözlerini çevirmiş ve yaşanmakta olanları görebilen bir genç bakışın ne kadar kıymetli olduğunu söylememe gerek bile yok.
Size gelince değerli okurlar: Nicedir gitmediyseniz, yaşamda bir aralık yakalarsanız bir ara kalkın Cibali’ye gidin. Değişmekte ve dönüşmekte olanı görün. Tütün fabrikasının kokusunu takip edin, hatta ‘Fabrika Kızı’nın mavi otobüsünü: ‘Fabrikada tütün sarar, sanki kendi içer gibi, sararken de hayal kurar bütün insanlar gibi.’
Rastlarsanız, mevsimiyse, üniversiteler arasında yapılacak kürek yarışını seyredin. Müzik dükkanlarına, balık lokantalarına uğrayın. Bu arada kentsel dönüşüm projesinin psikolojlerini bozduğu insanlara da bakın. Dahası kallavi bir park sorunu yaşayın. Ama gözünüz hep Cibali’de olsun. Geçmiş ve şimdinin buluştuğu yerde.