24/02/2011
Eksik etek konusunda yazdıklarımın hemen ardından dekolte giyinen kadınlar üzerine de birtakım yorumlar geldi.
Dekolte giyinen kadınların erkek zihinlerde yaratabileceği teyakkuz durumlarından bahsediliyor ve suç yine kadınların üzerine atılıyordu. Kadın bedeni üzerindeki günlük tahakküm o kadar güçlü ki bunu göğüslemeye çalışmaktan, arka plandaki yüzyıllara meydan okuyan eril söyleme, kısacası kadın bedeni üzerindeki açmaya-kapatmaya haiz iktidar söylemine değinmeye zaman kalmıyor.
ülkemizde bu konuda son günlerde yapılmış olan “dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır” tarzı sözümona ‘akademik’ açıklamalardan sonra Mardin’deki Nç davasında verilen kararları bir kez daha düşündüm. Bildiğiniz gibi Nç davasından, hemen hepimizin bir kez daha aynaya bakıp birtakım olgularla yüzleşmemizi gerektirecek sonuçlar çıktı. özellikle tecavüzü kadın bedeni üzerinden meşrulaştırmaya çalışanların.
Nç, 2003 yılında, daha 12’sindeyken onlarca kişinin tecavüzüne uğramıştı. Sonuçta 31 kişinin yargılandığı davadan şöyle bir karar çıktı: “Nç ahlaki kötülüğün farkındaydı ve isteseydi buna karşı koyabilir, kendini savunabilirdi.”
Ayrıca onu kendileriyle para karşılığı birlikte olmaya zorlayan kadın ve erkekler için de iki farklı karar çıktı. Kadın sanıklar, yaşamlarının iffetsizliği gerekçesiyle ceza indiriminden yararlanmazken aynı suçun failleri olan erkekler Türk Ceza Kanunu’nun 414. maddesinin 1. fıkrası gereği ceza indiriminden yararlandılar. Bu indirimin gerekçesiyse “mağdurun rızası vardır” hükmünün geçerli olması. “Mağdurun rızası” mı? Akıl alır gibi değil! Bu sadece 12 yaşında bir çocuk ve aralarında kamu görevlilerinin de olduğu 31 kişi tarafından mağdur ediliyor.
Acaba Nç dekolte giyindiği için mi bunlar başına geldi dersiniz?
Bölgenin yaşadığı çetrefil durumlar, özellikle ekonomik yönde yaşanılan sıkıntıları elbette düşünmeliyiz. Ancak yetişkin (oldukları savlanan) 31 kişinin 12 yaşındaki bir çocuk üzerinden yarattığı bu infiali hiçbir ekonomik ve sosyolojik olgu net olarak açıklayamaz. Durumun ciddi olarak klinik bir vaka yumağı olduğu ortada. Ama teslim etmek gerekiyor ki Nç açısından değil!
Bu dava sonunda alınan karar: Bu davadan bu şekilde kurtulamayız. Toplumsal vicdanlarımızı bu surette rahatlatamayız. Zira ortada 31 tane mikroskop altına alınıp incelenmesi gereken insan var. Ve dahası neredeyse bu halin meşruiyetini ‘erkekçe’ savunan bir mahkeme kararı mevcut.
12 yaşındaki kız çocuklarına ne güzel bir ülke ve gelecek teslim ediyoruz değil mi? Elbette 12 yaşındaki erkek çocuklarına da. çocuklar, gençler bunlar için midir? Travmalarımızı, dengesizliklerimizi onlar üzerine boca edip erkek bir adalet sistemiyle göklerde fütursuzca ve akpak yükselebilmemiz için mi?