08/12/2012
Bugün koca dayağının Türkiye’de yaşanan bir gerçek ve nasıl beter bir şey olduğunu kamuoyuna bir kez daha hatırlatmak için;
Şu satırları yazdığım sırada bile koca dayağına maruz kalan nice kadının olduğunu düşünebilmemiz için;
O kadınların yalnızlığı için;
bunun nasıl utanç verici, onur kırıcı ve kişiliğe yönelik ağır bir hakaret olduğunu asla unutmamamız için dik durmalısınız Sayın Milletvekili.
Türkiye’de kadınların sağlıklı bir biçimde yol kat etmesinin ilk etapta baba şiddeti, sonrasında koca şiddetinden arınmak anlamına geldiğini topluma aktarabilmek için;
‘Sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin’ diye tanımlanmış o bedenin aslında hepimizin bedeni olduğunu, bu zaafta yatanın hemen hepimize yöneltilmiş bir baskı anlamına geldiğini fark edebilmemiz için;
Şiddetin binbir türlü şekli olduğunu, fiziksel olduğu kadar manevi şiddetin de bir kadını batırabileceğini zihinlerimizden geçirebilmemiz için;
Bir kadının kendi sesini bulmasının dayağa ve her türlü yok saymaya malzeme edilemeyecek bir ‘varoluşa’ işaret ettiğini bu topluma duyurabilmek için;
Kadının evlenmek kadar boşanma isteğinin de yasalarca korunduğunu aktarabilmek ve bunun son derece insani, doğal bir istek olduğunun altını çizmek için;
3 çocuğun var katlan, evlisin katlan, namusunu düşün katlan, fedakâr ol katlan diyen bir sistemin en başından lime lime, çürümüş bir sistem olduğunu ifade edebilmek için;
Fedakârlığın toplumun erkek sözleşmeleriyle çizilen sınırlarına boyun eğmemek için Sayın Milletvekili, bunu göstermek adına, tam da bunlar için, evet, dik durmalısınız.
Sizi kendine örnek alacak insanları da düşünerek pes etmemeli,
Türkiye’nin bir ‘koca dayağı’ cehennemi olduğunu utanmadan, sıkılmadan ifade etmelisiniz. Bu utancın size ait bir utanç olmadığını, erkek şiddetinin bu ülkenin en temel sorunu olduğunu söylemeli, tekrar tekrar söylemelisiniz bulunduğunuz yerden. Bu yer ‘o’ yerdir ve zaman da tam o zaman.
Dik durmalısınız. Ki gerçekten utanması gerekenler utansın.
Kısaca hatırlatalım. Bianet’ten çiçek Tahaoğlu’nun bildirdiğine göre yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan akan haberler çerçevesinde geçtiğimiz Kasım ayında Türkiye’nin tanık olduğu tablo yine içler acısı: 10 kadın, 4 erkek ve 7 kız çocuğu öldürüldü, 17 kadına tecavüz edildi; 13 kadın ve 2 kız çocuğu yaralandı; 9 kadına cinsel tacizde bulunuldu. Erkek şiddetinin Kasım ayındaki özeti böyle.
Bir de 2012’nin ilk 11 ayına bakalım. Toplam 147 kadın öldürüldü, 123 kadın tecavüze, 208 kadın şiddete, 126 kadın tacize maruz kaldı…
Bu yüzden dik durmalı, dik durmalıyız Sayın Fatma Salman.
***
Hilal Kaplan çok eskiden beri tanıdığım, zamanında kendisinden çok şey öğrendiğim bir öğrencimdir. Şimdilerde Yeni Şafak’taki damardan yazılarını (zaman zaman kaçırsam da) zevkle okuyorum. Enver Aysever’in programında özellikle zorunlu din dersi için söyledikleri birilerinin pek hoşuna gitmemişe benziyor. Açıkçası zorunlu din dersinden çok onun Kürt meselesindeki kararlı tutumunun işi alevlendirdiğine inanıyorum. Şimdi soru şudur: Birilerinin hoşuna gitmedi diye kalemi kağıdı bıraksın mı Hilal Kaplan? Evet bunu isteyenler olabilir. Benim tanıdığım Hilal tam da bu yüzden devam edecektir.