10/10/2006
(130)5=(2m0)4 ise m kaçtır?
Bu denklemi çözmeniz için tabanlarınızı onluk sisteme göre eşitlemeniz ve denkleminizi ona göre yapmanız zaruridir. Aksi taktirde m’nin onluk düzende 2 olduğunu asla ama asla bulamazsınız… Onluk düzeni sorgulamaya başlar, hatta onu reddederseniz bir anlamda tabansız, düzensiz kalabilir, tarihteki uyumsuzlar hanesine önemsiz bir çentiğin sizin için de atıldığını zar zor fark edersiniz. Sınırınız sınırsızlık oluverir o andan itibaren. Sınırsızlığınız, tabansızlığınız. Sonra şu soru gelir:
Aslında Sınır nedir?
Jacques Derrida Aporiler adlı kitabında “Doğruluğun sınırlarını nasıl geçeriz?”1 diye sorar. Doğruluğun burada ölümü, sınırların ise ölme olanağını kavradığı bir sorudur bu. Ölü olmanın olanaksızlığı değil, bu olanaksızlığın olanaklı olup olmadığını düşünmek sınır çizgisini görmeye yetecek ve artacaktır.
Sınır çizgisinin muğlaklığı ise ayrı bir tartışma konusudur elbette.
Aslında Sınır nedir?
Balık-Uşak gelir kapıyı çalar, kapının öbür tarafındaki Kurbağa-Uşak kapıyı açar, gelen mesajı alır kapıyı kapatır. Balık-Uşak ile Kurbağa-Uşak arasındaki ilişkiye heveslenen Alis, öbür tarafta Kurbağa-Uşak olduğundan emin, kapıya doğru ilerler. Ancak Kurbağa-Uşak beklediğinin tersine kapının eşiğinde yatmaktadır. Alis buna çok şaşırır, çünkü her şeyi yeniden ele almak durumundadır. Kurbağa-Uşak’ın bu uzamsal değişikliği bir yana Alis’e söyledikleri de ilginçtir: Eğer kapı ikimizin arasında olsaydı, der bizim Alis’e, bu kapıyı vurmanın bir anlamı olurdu. Örneğin siz içerde olsaydınız sevgili Alis kapıyı çalabilirdiniz ve ben de sizi dışarı bırakabilirdim. Ama bu mümkün değil…Bana gelince ben burada oturacağım…yarına dek…ya da öbür gün, belki…günler boyunca, evet evet günler, gecelerce…
Kapı dışarının ve içerinin, buradalığın ve burada yokluğun, içkinliğin ve aşkınlığın ve son olarak ben’im ve ötekinin iki aradalığıdır. Uşağın Alis ile kapının aynı yanında olması, kapının dışının büsbütün dışarıda olmadığı, içersine bulaşmış olduğu, Uşağın bulunmasının temsil ettiği içersi ile bir kez daha bölünmüş olduğu anlamına gelir. Kapının bu yanında bulunarak Alis, çoktan kapının öbür yanındadır. Alis’in geçişini zorlaştıran, bu geçişi neredeyse olanaksızlaştıran, Uşağın ve Uşak ile birlikte evin içinin bu yer değiştirmesidir. Zaten içerde bulunduğundan, Alis asla evin içinde olmayacaktır.
O halde Sınır nedir?
Buna karşın kapıyı (sınırı) açan Alis yeni bir çizgisel okumaya ulaşacaktır. Ve şöyle diyecektir: Bu bir kapı değil. Bu bir sınır değil.
Peki o zaman sınır nedir?
Derrida’nın dilinden durup baktığımız o noktanın Alis’in Kurbağa Uşak’la “Kapı” 2 önünde yaşadığı deneyim noktası olmadığını kim iddia edebilir?
1 Önay Sözer, “Jacques Derrida ile Birlikte, ‘En-son Apori’nin Yeniden-Kapanmış Kapısından Nasıl Geçilir?” Pera Peras Poros , Ferda Keskin-Önay Sözer (der.), YKY, Haziran 1999, İstanbul, sf. 143.
2 Adı geçen makale , sf. 148