Son Kumsal

Rüya Köksal’ın ‘Balıklara, Martılara ve Karadeniz’in iyi insanlarına’ ithaf ettiği belgeselinin adı Son Kumsal.

Belgesel çok kısa bir süre önce Los Angeles’ta bir ödül kazandı. Uluslararası Kadın Filmleri ve Televizyon Kurumu’nun (WIFTS) verdiği birincilik ödülüydü bu.

Belgeseli 2008 yılında çekmiş Köksal. O dönemde Karadeniz kıyı şeridine yapılması planlanan “Karadeniz Sahil Yolu” üzerine bir film bu. Bildiğiniz gibi 542 kilometrelik bu yol, büyük ölçüde Karadeniz’in doldurulmasıyla hayatımıza girdi. Hedeflenen ise bu şeridin İstanbul’un gelecekteki üçüncü köprüsüne bağlanması.

Genel hatlarıyla yolun avantajına bakalım ve oradaki emeğe de haksızlık etmiş olmayalım. öncelikle zamandan ciddi bir tasarruf mevcut. İstanbul’dan Karadeniz’e açılmak artık çok kolay ve zahmetsiz. Her şeyin zamanla ölçüldüğü bir çağda, yolların zikzaklarına düşmemek ve hedefe kilitlenmek esassa, budur.

Ama bazen hedefe kilitlenirken o hedef için neleri gözden çıkarmamızın gerektiği de söz konusu olur. Bir hedef için bir yol kat edilirken kâr hanesi kadar zarar hanesine bakmak da önem taşır. Rüya Köksal bu filmi çekerken asfalta, hıza, dolgu malzemeye ve ihalelere değil orada yaşayan insanlara bakmış. Onunki, çağımız insanının vinçler, kamyonlar, hız ve zamanın dakikliği karşısında “peki ya balıklar, yosunlar, martılar, dalgalar, denize neşeyle koşan çocuklar, denizden hayatını kazananlar” diye soran bir ses.

Film tamamlandıktan sonra görücüye, turneye çıkmış Karadeniz kıyısında. Bu kıyıdaki belediye başkanlarından biri “Siz gidin bunu İstanbul’daki komünistlere gösterin” diyerek filmi yasaklamış ve ekibi kovmuş!

Ortada içler acısı bir durum var. Filmi izledim. Eğer kıyı şeridine, ağaca, yaşama sahip çıkmak komünistlikse sanırım bütün doğaseverler, insan hayatını önemseyen, eşitlik isteyen, temiz havayı kirli havaya tercih eden herkes komünist! Doğa ve temiz hava bitip gittiğinde, ortalıkta hâlâ siyaset ve bir sonraki seçimler diye bir şey kaldıysa bu tür belediye başkanları kimleri suçlamaya devam edecek, merak içindeyim. çöl ortasındaki o beton serapta, kimleri?

önemli bir insani gerçeği gözler önüne seren Son Kumsal’ı, 14. Boston Festivali ve 19. Ankara Film Festivali’ndeki ödüllerinden sonra yansızlığının altına sürekli vurgu yapan TRT de ödüllendirmiş. Burada Köksal’ın sözlerine yer verelim: “İlk yarışmaydı, ödülü TRT Genel Müdürü’nden aldım. Kurum yarışma şartnamesinde iyi sayılabilecek bir miktar para ödülünün yanı sıra belgesel kanalında da 3 yıllık gösterim hakkını satın alıyordu. Bizler belgesel kanalında geniş kitlelere ulaşabileceğimiz için çok mutlu olmuştuk!”

Ancak bu mutluluğu hiç yaşayamamış ekip, çünkü film TRT’de hiç gösterilmemiş! Kaldı ki TRT yayın yapma, DVD basım haklarını da aldığı için ekip filmi piyasaya sürememiş…

Buna karşın iyi haber şu: çok yakında bu süre doluyor ve film yakında piyasaya çıkabilecek.

Rüya Köksal ve ekibini içtenlikle kutluyorum. Los Angeles’taki konuşma metninde güzel bir cümlesi var yönetmenin. Diyor ki “Karadeniz halkı denizini kaybetti, sessiz kaldı, sustu. Ama nehirlerini kaybetmesin. Onları hidroelektrik santraline kaptırmasın, sesini yükseltsin…”

Baba tarafından Trabzonlu biri olarak sonuna kadar katılıyorum bu sözlere.