28/11/2011
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 4320, yani ‘Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun’un yeniden yapılandırılması üzerinde çalışıyor. Bu konuyla ilgili daha önce de yazmış ve bu çalışmanın desteklenmesi gerektiğini belirtmiştim. Bu süreçte Kadınlarla Dayanışma Vakfı’nın da içinde bulunduğu 222 kadın örgütü yasaya ilişkin 33 sayfalık kendi önerilerini hazırlayıp Bakanlık’a sundu. 25 Kasım’da, yani Uluslararası Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde oluşturdukları önerilerden oluşan taslağın aynen yasalaşması talebini bir kez daha Bakanlık’a ilettiler.
Bu kadın örgütlerinin önerileri Bakanlık’ça hazırlanmış taslağa yönelik eleştirileri ve taslaktaki bazı hususlara alternatif yaklaşımları içeriyor. Yasanın gündelik hayattaki pratiklere hangi yollarla, nasıl değebileceği ya da nasıl teğet geçebileceğini son derece iyi tahlil etmiş bu önerilere Bakanlık’ın kulak tıkamayacağını düşünenlerdenim. Ancak Türkiye’deki siyasetin başına buyruk bir yapısı olduğunu da unutmamak gerekiyor.
‘Kadınlar 3 çocuk doğursun’ faslı eşikte durmuş beklerken insanın ayağı hep frende kalıyor ne yazık ki. Ama bu hususta iyimserliğimi yitirmemeye ve yasanın izlediği yolu takip etmeye çalışanlardan olacağım çünkü bu yasa ülkemizdeki kadınlara uygulanan şiddetin önüne bir set çekebilme potansiyeline sahip. Ancak bu setin çekilebilmesinin yegâne koşulu, alanı çok iyi tanıyan ve gerçek verileri ellerinde bulunduran kadın örgütlerinin dikkat çektiği hususlara Bakanlık’ın onay vermesi!
örgütlerin işaret ettikleri noktalar, yasaların uygulanması sırasında kamu kurum ve kuruluşları ile yargılama faaliyetinde ortaya çıkan aksaklıklara ve bu aksaklıkların yaratabileceği insan hakları ihlallerine dikkat çekiyor. Yeni yasada şiddeti önleyici, caydırıcı ve şiddete maruz kalan kadının, çocuklarının, yakınlarının ve şiddetin tanıklarının etkin ve sistemli bir biçimde korunması çok önemli. örgütlerin bu hususta ülke çapında etkin sığınak merkezleri ve cinsel şiddet kriz merkezlerinin kurulması, yasanın uygulandığını takip edebilmek içinse bir izleme mekanizması oluşturulması yönünde talepleri de mevcut. Elbette tüm bunlar için kadının insan haklarından haberdar olan nitelikli bir personele ihtiyaç var. Bunların hepsinin sağlanması içinse özel bir bütçeye.
Devletin bu konuda sağlayabileceği ‘özel bir bütçesi’ yok-muş. Ama olmak durumunda! Birtakım kısıtlamalara gidilerek bu bütçe çok rahat sağlanabilir. örneğin belediyelerin bütçeleri devreye sokulabilir (önümüzdeki ilkbaharda İstanbul’a lale dikilmese ne olur, örneğin? Onca ağaç kesilirken iki lalenin lafı mı olur Allah aşkına!); yurtdışı toplantılarına iki uçak dolusu yerine yarım uçak dolusu insan, üstelik bizim vergilerimizle değil de kendi ceplerinden ödeyebilecekleri paralarla gidebilir, 5 yıldızlı süper oteller yerine 3 yıldızlı otellerde kalabilirler. Sonuçta turistik gezi yapmadıklarını da bu sayede anlayabilirler belki. Son model koruma ve makam araçları yerine Başbakan’ın halka önerdiği az benzin yakan, ihtişamdan ve iktidar saplantısından uzak modeller de bütçedeki kısıtlamalar açısından çok hayırlı olabilir. Ve buralardan artırılabilecek paralar son derece önemli yerlere akıtılabilir!
Bütçe bulunması konusunda daha bir sürü öneri geliyor aklıma ama yerim kalmadığı için lafı kısa kesiyorum. Sonuçta 222 kadın örgütünün bir talebi daha var: ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin de çekincesiz olarak onaylanması ve bir an önce yürürlüğe girmesi.’
Yukarda da belittiğim gibi Bakanlığın tüm bu önerileri dikkate alacağına inanmak isteyenlerdenim.
***
Bu akşam saat 20.00’de bir etkinlik var İstanbul’da.
ülkemizin önemli yazarlarından Sevim Burak, Koç üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde ‘Doğumunun 80. yılında Sevim Burak’ etkinliğiyle anılacak. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından düzenlenen buluşma, geçtiğimiz aylarda İrlanda’nın Dublin kentinde düzenlenen etkinliği kaçıranlar için iyi bir fırsat. Oyuncu Tilbe Saran, yazar Nilüfer Güngörmüş Erdem, akademisyen ve tiyatro yazarı Doç. Beliz Güçbilmez Sevim Burak’ı anlatacaklar. Zamanınız varsa, kaçırmayın!